1/12/2008 · Kategori: icsel

umudum..özlemelerimin en kekremsi tadıyla doymalara aç olduğum..ellerini açıp mavilerden koparak gelişini,içimin en karasına şifa olacağın günün sabahlarında bekler anneciğin seni..kadifemsi dokunuşları da öğrettim ufku göstermekten nasır tutmuş parmaklarıma..gel de ellerim her birine bir cennet kokusu sinmiş saçlarında dolaşsın haylazca..beraber düşelim korkak yüzlerin bir bir yerlere girip yalan olacağı hakikat yollarına..tut beni yavrum..kehribar duruşunla dikil yılmış gözlerimin nazarına ve al beni hiçliğin anlamsız kükreyişinden varlığın manidar nidalarına..bak bana oğlum..ardan girebilecek bir yer dibi dahi bulamayan anacığının yüzüne bak.!!dipsiz kuyulardan sıçramak için en sondaki yıldıza her yaz gecesi gözyaşı buharlarıyla yardım mesajı yollayan yorgun anacığının dudaklarına bak.!!dualardan çatlarken dili,yine her bir çatlağı bin duayla iyileştiren RABBİ RAHİMİNE olan serzenişlerine ve teslimiyetine bak..duy beni onurum..anlamsız fırtınalara tutulurken bir gece vaktinde,yıkıp geçen esintiyi yağmurlarla dindirsin diye kara bulutları hasretlerle bekleyen anacığının sessizliğini duy..her yapılan yanlışın ardına saklanmış doğrulara yapışarak arsızca iyilik provaları yapmak için kendine bir rol arayan anacığının eteklerindeki taşların dökülüşünü duy..!nedamet çığlıklarıyla delerken arzı ve arşı bir seher zamanında,seninle müjdelenişini ve iyiki ölmemişim diyişini..duamsı bir günahın,amin fısıltılarıyla af edildiğini sezmem için yıldızları kay da gel oğlum..aç kollarını,sensizlikten kaçır beni..yelkenine beni de al ve NUH'um ol bitmişliğimin.!cüzzamlı yüreklerden,tek mevsimli tomurcuk baharı bir dünyaya göç eyle beni..ufkunu küçümseyen yaban sesli yitirilmiş hayatlar üstüne,ümit nefesinden üfleyerek her köşesini bir zafer tutmuş olan meydanlara yüzdür kalbimizi..karanlığına düşüp toprağına uzanmadan şu dünyanın,mavisinde "kanatlarsız da uçulurmuş işte anne "dercesine uçurtmana bağla ve öyle kırlangıç yap annem beni..sana sarılırken tadılası bir ölümün,aslında ölümsüzlük sıcağıyla sarıp sarmalamış olacağını yaşamadan şimdiden bildir ömrüm benim..ufku dahi yakalayıp geride bırakacak o heybetli azminle,ben yaşam yoksulu aciz anacığına da hissettir güneşin her sabah "bitti"dediğim yerden doğacağını gururum benim..
AŞK'ın anlamını o küçücük içinin kocaman gönlüne düştükten sonra anlayacak ve zerrelelerine nakşederek asl yaşamaya başlayacak olan anacığını ne olur fazla bekletme hicran sızısı yalnız hayatında..parçalanmış binlerce ömrün içinde ölümün yolunu AN'ı kadar isteyen bir dilenci ahıyla yürümek istemiyor naçar anneciğin hakikat eşiğine..her şeye ve herkese rağmen seni,gelişini,sevişini bekliyor..!!bir vuslat yanıyor içimde..söndürmek isteyene bin ölüm kusuyor ömrün olası bekleyenin,seveceğin,yani anneciğinin..o küçücük parmaklarından tutup bana yürümeyi öğretecek oğlunu özlüyor..bana en güzel kelimelerden cümleler kurarak konuşmayı öğretecek kuzusunu özlüyor..avuç avuç gülerken yüzüme,son bir gülüşü daha yaşlar kaynağı gözlerime giydirecek minik efendisini özlüyor..!!hüzünden ve nefretten suni teneffüslere muhtaç kalmış yüreğime sevmeyi yeniden lütuf gösterecek ve lezzetine erdirecek maşuk evladını özlüyor..cennet bakışımı,Yusuf yüzlümü,Hamza sözlümü,RAHMAN emanetini,kurtuluş sebebimi yani SEN"İ,SENİ özlüyorum..bekliyorum yavrumm..oğlummm...SONSUZUM..
Annen...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
17/11/2008 · Kategori: icsel
yanık kokmuş gözlerin,galiba ateşe değmiş severken..
ellerindeki is,avuçlayamadığın küllere gölge düşürmüş sanki..
aahh,ömrünün sol tarafından sızan ırmak,
hiç yüzdüremedin değil mi umut çoşkusu yelkenini.,
insan bir defa yaşamaya görsün,böyle sağnak sağnak düşüyor saçlarına ak..
göç almaz viran dağlar,öyle de mağrurdur hala gördün değil mi çıkarken
şapka çıkartırken mor bulutlara,ikindi düşlerinde sanki..
sen de göz kırp işte,karşında dururken esmere dönük gecemsi surat
çekip düzelt gönlünü son söz zaten senin değil
insan bir defa sevmeye görsün,böyle oluk oluk akıyor hayat..
yıldızlardan kaymayan,onu gecesine alıp da nasıl kundaklayıp saklasın
çaresizlik dokunuşlu bir tende süzülmeye görsün ruh,buz yanında alev kalır sanki
gitmeyi bil,zamanı geçeceğin bir kervanla bu dua vagonlu trenle arkada kalmalı dünya köyün
vaz geçtin miydi bu sahte baharın çiçeğinden,mevsimine düşersin işte o vakit,orda saat cennettir şimdi
insan bir defa şehadeti istemeye görsün,böyle buram buram kokuyor ölüm.!!!
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
28/10/2008 · Kategori: icsel
''EY SEVGİLİ! HANGİ YOL SANA DAHA YAKIN... BENİ YOLDAN ÇAĞIR. HANGİ KARANLIKLARDA IŞIKSIN... GECELERİMİ O AYDINLATSIN..."
BURDAYIM SEVGİLİ!EN YAKIN YOLUN BİRAZ UZAĞINDA.
HELE BİR İSMİMLEN ÇAĞIR,SANA BULUTLARDAN YAĞARIM.
GECELERDE ÜŞÜR SESLER BU YALNIZLIK KOKUSU DÜNYADA
IŞIK DEĞİLİM DAHA,ANCAK SENİ BULURSAM YANACAĞIM..
ÇIKMAZ GİBİ DURSA DA BU SOKAĞIN SONU
KALDIRIM TAŞLARI ÇİÇEK AÇACAK ZEMHERİDE SÖZ
UNUT DİYENLERE KARŞI YETERKİ UMUDUNU KORU
SONSUZ YANACAK BU ATEŞ İZİN VERMEM OLSUN KÖZ.
BELKİ ÖMRÜNCE BİLMİCEK,DUYMUCAK,YAŞAMICAK BİR HİKAYEDEYİM
EN GÜZEL DÜŞÜMÜN EN GERÇEĞİNDE KAL İSTİYORUM
AAHH SARILSAM DÜNYA,SARILMASAM AHİRET DEDİĞİM
GÖZLERİNDE KURDUM BEN DÜNYAMI,SEN YOKKEN HEP ORDA YAŞIYORUM.
KISKANIR GÖK,MAVİSİNİ GÖRDÜĞÜNDE KALBİNİN
DEĞEMEM BULUTUNA KIYAMAM YAĞMURUNA BEN
ÖZSÜN,CANSIN,DUASIN,GİZLİSİSİN SEN DİLİMİN
MECALİM YOK ANLATAMAM,EN KISASI :AŞKSIN SEN.!!!
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
21/10/2008 · Kategori: gunluk
ne yorulmaz bir sensizlik ortasına düşmüşüm,kırılıyor beklemekten gölgesi sana değmiş camdan bastonlarım.."bir senle,bir benle,bir biz olur muyuz?"sualinin cevabı sırtını dönmüş umut harflerimin düştüğü tüm öğeleri sana çıkan mısralarımda..gidişinle,bir sen düştün kucak açmış şehir kapıları..maskesi bol balolarda dans edişler saflığına..gelişinle,bir ben düştüm bağrı delinmiş mezar kapıları..hakikati bol dualarda tövbe edişler günahlarıma..
kanışım bir yalanadır....kanmamışlığım sana!!!
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
30/6/2008 · Kategori: kitaplar
Züleyha'nın içindeki kadınlık,belki de dünyanın en güçlü mıknatısından,daha da güçlü bir çekimle,Yusuf kutbuna doğru kaymaktadır.
Yusuf, kutuptur.
Zuleyha da,bu eşsiz çekim hikayesine bende olurken,adeta ateş kesmiş bir kuyruklu yıldız...
Her yıldız,bir yörüngede karar kılar,yörüngesinde soğur,yörüngesinde dönerek kendini avutur.Fakat kütledeki herhangi bir değişim,yıldızı yörüngesinden saptırarak,etrafında bendesi olduğu güneşine doğru,ölümüne bir çekimin kucağına iter.
Müthiş bir yolculuk..
Sevgiliye...
Ölümüne bir yolculuk ve yanarak elbette...
Ağustos ayında göğre baktınız mı hiç.?
Güzellikte hangi güneş Yusuf ile yarışabilir ki?
Büyükler; "güzellik yüz parçadan oluşur,doksan dokuzu sıddık Yusuf'un...Biri diğer bütün insanlarındır" der.
Yusuf'un kendine çekemeyeceği hangi kütle var?
İşte Zuleyha,bu aşk yağmurunun en hızlı ve en gözü kara seyyaresi gibidir.Kainata sürekli yeni açılımlar ve yeni yıldız haritaları ekleyen bir süprenova patlamasıdır Zuleyha'nın Yusuf'a olan aşkı..
Zuleyha,aşktan ışığa doğru bir yürüyüşün ismi..
Zindandaki Yusuf mu,Zuleyha mı???
Zuleyha,Yusuf zindana düşünce,durulacağına,daha da fena olur.Bir gün terzi kadına sökülmüş düğmesini uzatır, "düğmemi dik" diyeceği yerde,"Yusuf'u buraya dik..." der.
Artık evdeki bütün eşyaya da Yusuf'un adını vermiştir.Odada Yusuf için yaptırdığı yakuttan raheleye sarılarak ağlar çaresiz kaldığında..Yusuf başını kaldırıp bir kez ona bakmamıştır ama bu rahlede o güzel sesiyleİbrahimden sahifeler okumuştur ona..Zuleyha zavallı Zuleyha,ne bilsin İbrahim'i ne bilsin Yusuf'un okuduğu sözleri..O,Yusuf'a aşık..Akılına düştükçe "rahle,rahle" diye ağlar...Aslında "Yusuf,Yusuf"tur ağladığı..Sonra,odada kendisini eğlendirmesi için konulmuş papağana da Yusuf der,suya,güle,çiçeğe,çimene,çörek otundan öd ağacına kadar her şeye...Yusuf adını takmıştır...
İçi çok daraldığında,kadınlarını toplar ve zindanın yakınlarındaki bağlarına taşır.Bağın zindana bakan tarafına çöküp,Yusuf'u çağırır olmuştur.Öyle olur ki,artık evden ve şehirden elini eteğini tamamen çekerek,bütün zamanlarını bağda geçirmektedir Zuleyha.Hizmetindekiler,onun bu haline acır ve orada bir çardak yapıp,adını da "Beyt-ül Ahzan" koyarlar..Hüzünler evi..Zuleyha'nın bağının,zindana bakan köşesi...
Attar'ın "Mantıku't-tayr"de anlattığına göre,Zuleyha bağın içinde zindana bakarken bir gün öyle aşk ile dolup taşmış ve maşukunun sesine öyle kuvvetli bir özlem duymuştur ki,zindancıbaşına bir servet ödeyerek Yusuf'u kırbaçlasın istemiştir.Kırbaçlasın ki maşukun hiç olmazsa bir "ah" sesini duyabilsin.Meraktan,hasretten çıldırmış ve bütün desise ve planları boşa çıkmış bir dli aşık...Zindancıbaşı durumu ağlayarak Yusuf'a anlatır.Yusuf sırtını açar,"vur" der..Ama adam,oradaki saman yatakları yastıkları döver,Yusuf, "ah" edince,sesini duyan Zuleyha yere yığılır...
Bu ahh...Tam yerinden gelmiştir zira...
Attar'dan bu bahsi okurken,aşkın içindeki karmaşa ve cezbenin önündeki acıtma hali,ne kadar da şaşırtıcıdır...
Artık,Zuleyha,bütün varlığını Yusuf'tan getirilen haberlere bağışlar.İçinde Yusuf geçen her cümleye,her habere,bin altın feda eder...Dadısı onu uyarır,böyle yalan haberlere varını yoğunu dökmesin ister.."Dadıcığım der,Zuleyha,biz dosttan gelen yalan habere bile canımızı verirken,ondan gelecek hakiki bir söze cihanı veririz.."
Aşk,belasız olmaz..Mihnet çekmeden de muhabbet hasıl olmaz..Zuleyha'nın muhabbeti dalaletgibi gözükse de kaderidir.Ama,hiçbir desiseye başvurmadığı halde Yusuf,işte sevgiliydi..
Peki,Zuleyha'yı Yusuf'a müebbeden mahkum eden ve bu yolda onu her türlü gama,kedere ve perişanlığa kadar sürükleyen neydi,kimdi??
Zuleyha,Hakk'ın açtığı aşk ateşgedesinde yanıyordu...
Hakiki aşk,kendini önce bir aynada parlatır.Mecnun'un aynası Leyla'dır.Ne ki;güzel ve sevgili olan,elbette ayna değil,aynanın Usta'sıdır..Ayna ki arkası sırlı bir cam parçası..Ama her aşık,geçici ve parlak aynanın ardında koşarak başlar maceraya..Sonrasındaysa Hakiki Sultan,kendini gizlediği o aynayı kırar...Her ayrılık,Gerçek Sultan'a gidecek yolda zorlu bir sınav olur.Aşk ateşi,ayrılıkta,bütün sarsıcılığıyla can'a kasteder,can'a saldırır...Ardından da gönüldeki bütün cismani cüzleri bir bir eritir...Damar,kan ve bütün zerreleri aşktır istila eden.Bütün ben'e dair cüzler,gönülde erir...Kesretten,çokluktan,nizadan,şikayetten geçilerek,tevhid dağına varılır..Tevhid dağının eteğinde,zaten aşıkta hiçbir takat kalmadığından..Kendinden geçer..Aşık aslında,bu öykünün içinde başından beri hiç var olmadığını anlar...
Bu çok zor bir derstir...Dersin sonunda,bütün harfler biter
Hakiki Sevgili'den başka,ne aşık ne de maşuk..Hiçbir cüz kalmamıştır geriye...
...
Zuleyha bir gün hastalanır,kendisine hacamat yapılması gerekmektedir.Neşterle kanını akıtır ama hemen ardından,hastalığını ve üzerinde uğraştığı işi unutarak,yere göllenen kanıyla,odasının zeminine "Yusuf,Yusuf,Yusuf..." diye yazmaya başlar.Parmağını daldırdığı kendi kanıdır ve yere yazdığı isim ise..Bütün olabilecek ufuklarını kanatlarını gererek kaplamış..Yusuf..Kanı,atar damarı ve çarpan nefesi o kadar sevgiliyle doluydu ki...Kestiği damarından dost dışından hiçbir şey akmadı..Zuleyha,Yusuf kesilmişti...
Bir gün Efendimiz nur dağındayken ona Cebrail görünür.Cebrail de Yusuf gibi perdelerden bir perde,aynalardan bir ayna,vasıtalardan bir vasıtadır..Salat selam üzerine olsun Efendimiz,bunu bir zihin yanılgısı ya da delirme zanneder ve kaçınmak ister..Başını doğuya çevirir Cebrail'i görmemek için,ne var ki bütün doğuların ufkunu Cebrail tutmuştur..Hemen yüzünü garp tarafına kaldırır ki görüntü gitsin..Ne ki bütün günbatımı noktaları da Cebrail kesilmiştir..Hemen yukarılara sığınır Efendimiz,ama bütün yukarılar Arş'a kadar Cebrail'le kaplıdır..Çaresizlikle aşağılara indirir gönlünü ve gözünü..Ahh...Aşağılar daen bitimsiz diplere kadar Cebrail'in yüzüyle kaplı...
İşte aşk budur..Olabilecek bütün bulutları namütenahi kaplayan bir ışıma...
Işıyanın bir de ki Yusuf olduğunu düşününce,varın görün Zuleyha'nın mahvoluşunu...
Rabia'tül Adeviyye,"Sevgilisini müşahede ederken yarasının vardiği acıyı unutmayan kişi,davasında sadık değildir." der."Mısırlı kadınların ve Zuleyha'nın Yusuf'u müşahede ederken yara acısını hissetmemelerine şaşmamak gerekir.Tam tersine Sevgiliye müşahede ederken,yara acısı duyanlara şaşılır."
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
27/11/2007 · Kategori: icsel

ayazlarında yanarken sabahların,kızıl bir nefretten sevgine düştüm,düş olayım ömrünce diye..azabını hazırlardı sensizlik vaktinde kendi elleri ayaklarıyla vicdanım..yürürdüm ateşe,berraklığındaki serinliğine daha doyamamışken çiğ tanesi sevdanın..geceyle gündüz arasında sıkıştı nefesim,apansız bir yese boyandı duvarları dudaklarımın..ya yaşa,yada öl diye haykırırdı benlik kaygılarım..yırtıldı şeffaf perde ahlar gökleri karasıyla örerken..hiç bu kadar pişmanlıkla yüzgöz olmamıştım,öyle vurdu ki suratımın tam ortasına;yalanlardan gerçeğin ortasına çakıldı aklımın ayakları,ellerim kapkara..sonra bir damlacık umutla yelken açtım maviye,billur bir nehir akmaya başladı içime çığıl çığıl SEN..!şifa aradı maskesi düşmüş suretim suretinde..yüzümün yağmurdan kalan ıslaklığına sığındım,kurutmamıştım bir gün akıyla bakacağım bir yanı olsun diye yüzüne..vuslatı yaşamak için ayrılık şartmış diye mühre vuruldu dilim,lal emrini verdi geveze sessizliğim..
“Bu şehri men senle sevmiştim ay yar” diyor bir şarkı..
Bu şehri ben senle mi sevmiştim,yoksa bu şehrin ışıklarıyla mı yanmıştı kalbim geceleri sana..güneş hep böyle ısıtır mıydı beni her sabah,yoksa sen doğduğundan beri mi yanar tenim için için..ya rüzgar..hep böyle nazlı nazlı mı eserdi penceremin perdelerinde,yoksa sen estiğinden beri midir okşar saçlarımı..peki kalbim..??gözümü açtığımdan bu yana hep böyle çarpar mıydı,yoksa SEN zerrelerime işledikçe aşkını sarılmaya mı başladı hayata..?
yağmur…raylar..ben..hiç…gözyaşı..ve azap..
susss…susuyum..şimdi yağmur konuşcak.!hazır gelmişken uykusunu kaçırmayalım benliğimizin…BİZ de yaşamak sırası.!
…..
işte yüzün..işte ellerin…ahhhh SÜRURUMM..eşiğinden aldın ya beni içeri..daha ne isterim..
eti tırnağa bağlayan Kudret,elbet bizi de tutup boy verdirecek göklere,yıldızlara kadar düşecek gölgemiz..yalnızca hisset..
!.SENİ SEVİYORUM.!
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
19/11/2007 · Kategori: icsel

Ne olur,beni ben gidince terk et son günümde yazıysan ayrılık diye sadrimde..lakin;ardından bakarken seni yollara emanet etmek,bin umudum oluyor..bilirsinki sevgili,çok gelişini de gördü gidişine ağıt yakan yol çiçekleri..onlar koktukça her bahar ikindisinde,ölüm ölüm sana yazılıyorum işte suçlamayamıyorum zorunlu vaz geçişleri…şükür susuşum bile hep sana oluyor,kara bir trenin kara dumanında kaybeder gibi olsam da gözlerini..sıçrarım yerimden aklıma uğradığında hicranlı bir hazan düşer dalından..ama bilirim,hiçbir köprünün altından geçen su değiştiremez,bulandıramaz sende bıraktığım en berrak yerimi… naçar bir sevda dehlizinde ellerim şifa arar maskesi morarmış yüzler revüründe,yazık olmuş hayatlar bilişim..bilmeyi sevmektir aslında sevgilim,yoksa derdi bile bin hayattır ciğerimde yemin gibi,namus gibi,ömrüm gibi sevginin… bakakalmak yok öyle batan her güneşin ardından oyunun kuralıdır saklanırken bir dağın ardına güneşi,koşacak gül yüzlü çocuğum yarın sobeliverecek karanlığı alnının tam ortasından..ey karanlık!şimdi karar kararabildiğin kadar zifirini git mabedimden öteye kus umrunda mısın ki artık mavimin...!bir pencerenin buğusu kadardın işte geçti devranın yittin,bir bir sönsün adına benzesin sahte ışıklar.......ve sen SEVGİLİ….sarılsam dünya,sarılmasam ahiret dediğim...kaldır bir daha bükülmeyesi o boynunu da bir bak,yanıyor işte yine tek tek yandığımız yıldızlar…
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
14/11/2007 · Kategori: icsel

Lahzadan içeri sızıveriyor beden,
Ardından kapı kilitleniyor.
“Yaşa.!”diyor bir ses..
..ve fark ediyor ki bu duvarlara ancak:”SEVİYORUM SENİ”sözcüğü sığabiliyor..
Diğer harfleri yırtık özneciklerin.
“SEN” ve “BEN” yok bu evin içinde nereye gitmişler?.
Bu her pencere başındaki “BİZ” de kim(?)
Beraber gülen ne de güzel gözler bunlar,
Biri diğerinden az ağlarsa yıldızlar kayıyor!
…
…sevgi saygıdan sonraya,nefretten önceye denk gelirken bu evde;
Diller Sevgiliye nazıyla niyaz edişlerde…
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
3/11/2007 · Kategori: icsel

Bir düş kalmak da güzel gözlerinde..yine ben olmayan senleri sensizliğime sür yalın nasırlı ayaklar kervanıyla…soğuk gülüşlü sureti kalsın gel sözcüğünün..orda kalsan da yaşarım,ihanetim içimde bileklerinden kesilmiş cennet kokulu bebek bakışı..bir yağmur hiç bu kadar ateş yağmadı yalnızlığımdan önce..içimde yağmalayamadığın bir zerre kaldı,dokunma,o da külümün üstünde;ağzında ekmek tanesi taşıyan bir karıncanın ayağına bulanmış son yağmur damlası serinliği..bırakmazsın bırakışlarımı bilirim.ama sen yine de gizlice gel ne olur,senin bile haberin olmasın..çünkü "benlik" düşürdü bizi bu rengi mor,kokusu katran,ismi isyan çileye..yeniden keşfe çıkalım kaldıysa biraz daha bizi..beraber terk eyleyelim terk edişleri..Mecnunum ol sevdiğim Aslı’ya değmesin gözlerin..Leylan olayım ben de Kerem’den bana ne..
birliktelik birliğe dönmezse anlamsız,kaypak,buzdan bir dokunuş olur el uzatışlar..değeri elmastan çok,sertliğinden öte sözlerin;sonsuz bir zamanın ardından yankılansın,umarım o zamanda sağırdır duyuşlarım sarfı mutlak olursa birgün ayrılık dilinde..sinsi bir yılanın ölüm karasıyla sulanmış zehrini susturmazsa gayrı dağ eteklerine yuva kurmuş serçe cıvıldayışlar,çığlar düşsün üstüne,kanı,canı aşk olmayacaksa çiğ bakışlı umutlarımın..şimdiden yıkılsın hepler,kuşatılacaksa bir gün dört tarafı hiçlerle;bahçesinde zambak boy versin dilediğim kalemin..ibreti alınmayan tarihle yaşayıp tekerrürden ibaret döngüde kararan kızıl bir tarihte olacaksa çocuklarım,kanında kalsın canıma saramadan..ve..yanında olduğum halde oturtamıcaksan varlığımı içine,yokluğuma alıştır kendini yolda koşturmaya başlamadan.!!!!
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
11/10/2007 · Kategori: icsel

Ey gök.!düş üstüme;ki gözlerim uykuya daha varmadı.
Kayıp bir kent ilanıdır bu;bir yumruk hıçkırık.
İçinde var oluşluğun kokuşmuş ihtirası
Dışında yok olmuş endişeler ordusu.
Bir kadın sesi aynalarda gülüşen
Yasak bir balonun arsız kavalyesidir yalnızlığı…
Ey gök.!yağ üstüme;ki yüzüm maskesinden daha ayrılmadı.
Ay karanlıktan kaçmaz güne aşık çiçekler,
Önsözüne sıkışmış figüranlar,3 günlük öykünün sözleri yırtıktı.
Mahkemeye verilmiş gelişler olsa da
Gurbetin yaşlarını bir gelin siler,mendili ana sıcağı,,
Koca bir gölge düşecek bugün,rüzgar yoldaşı dağ saçlarının
Ey gök.!kalk üstümden;ki canım nefesimden henüz olmadı..
Kapısı kapandı hayaller banliyösünün
Çıplak tırnaklı ayakkabılar yaren tozlara..
Yarından kaçıp düne yürümek için ne de heveskar..(?)
Bükülmeden doğrulmaların yabancısı başım,
İstemeler muhtaçlığa döner beş akit,duvarlar sus!
İllaki kökü yıldız kollarına bağlı çınar yaprağı ömür…
Avuçların yandığı bir dem eşikteyken;
Ey gök.!al beni;ki artık son baştayım…
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
« Önceki ::